Çağdaş Fars Edebiyatının Kısa Tanıtımı
Hiç şüphesiz “İran” kelimesini duyunca akla gelen ilk sözcüklerden biri edebiyattır. Yüzyıllar boyunca Fars edebiyatı birçok siyasal, sosyal ve kültürel olay yaşamış olmasına rağmen her zaman tazeliğini ve bütünlüğünü korumayı başarmıştır.
Moğolların hunharca saldırdıkları ve medeniyetlerin temellerini yok ettikleri zamanlarda bile edebi üretkenliğin ışığı bu geniş coğrafyada sönmemiştir. Bu dönemde Atâ Melik Cüveynî ve Reşîdüddin Fazlullâh-ı Hemedânî gibi büyük yazarlar, benzerlerine ender rastlanabilen “Târîh-i Cihângüşâ”1 ve “Câmiu’t-Tevârîh”2 gibi paha biçilmez eserler kaleme alarak günümüz için çok değerli tarihi kaynaklar ve İran’ın kültür ve düşüncesinin devamlılığını yansıtan değerli yadigârlar bırakmışlardır.
İran edebiyatı bir ayna gibi her dönemde o devrin düşüncesinden, sosyal gelişmelerinden ve ruhundan yeni yansımalar sunmuştur. Bu miras ve tarihi devamlılığı göz önünde bulundurmadan çağdaş Fars edebiyatı konusuna giriş yapmak pek mümkün değildir.
Çağdaş Fars edebiyatı döneminin başlangıç tarihi ile ilgili araştırmacılar arasında görüş ayrılığı vardır. Bazı araştırmacılar dönemin başlangıcını 1906 yılında yaşanan Meşrutiyet devrimine bağlarlar. Bu dönemde nazım ve nesirde derin değişimler yaşanmış, dil sadeleşmiş; gazetecilik ve oyun yazarlığının önemi artmıştır. Bununla beraber yazar ve şairler eserlerinde sosyal ve siyasal konulara yönelmişlerdir. Bazıları ise başlangıç tarihini 1925 yılına, Nimâ Yuşîc ve yeni şiir akımının başlamasına bağlarlar.
Farsçanın büyük edip ve hocası Mohammadreza Şafi’i Kadkani’nin düşüncesine göre “meşrutiyet dönemi”, edebi dönüşümün, “Pehlevi” dönemi ise şiir akımlarının değişim noktasıdır. Bu doğrultuda çağdaş Fars edebiyatının dönüm noktasını İran’ın “Meşrutiyet Devrimi” döneminde aramak gerekir. Bu dönemde devrin yazar ve şairleri istek ve itirazlarını anlatmak için yeni bir dil ve yeni biçimler kullanmaya başlamışlardı. Basın ve yayınlar da sade nesir yazımının yaygınlaşmasında büyük bir rol oynamıştır. Bu devir İran’da kısa öykülerin doğuşuna ve sosyal şiirin şekillenmesine tanıklık etmiştir.
Çağdaş Fars Edebiyatının Özellikleri:
- Yeni dil ve üslup: Bu dönemde edebiyat klasik ve edebi sanatlarla yoğunlaşmış dilden uzaklaşarak sade ve akıcı olan günlük konuşma diline yönelmiştir.
- Siyasi ve sosyal konular: Bu devrin yazar ve şairleri eserlerinde toplum eleştirisi, bireysel ve toplumsal özgürlük, adalet, ayrımcılık, göç ve kadınların yaşam koşulları gibi konuları ele almışlardı.
- Yeni üsluplar: Sepid3 (Beyaz şiir) ve Nimaî4 (Nimâ akımı) gibi yeni şiir tarzlarından, modern hikâye ve deneysel romana kadar çağdaş Fars edebiyatı bu evrede yeni sınırlar aramaya başlamıştır.
- Kadın yazar ve şairlerin ön plana çıkması: Bu dönemde şiir ve hikâye yazımında kadınların daha çok öne çıkmalarına ve önemli roller üstlenmelerine tanık oluyoruz.
Çağdaş Fars edebiyatını Nimâ Yûşîc, Sâdık Hidâyet, Ahmed Şamlu, Furuğ Feruhzad, Celâl Âl-i Ahmed ve Simin Daneşvar gibi isimleri düşünmeden hayal etmek mümkün değildir. Bu şair ve yazarların her biri benzersiz eserler vererek yeni akımlar yaratmışlardır.
Çağdaş Fars edebiyatı geleneklerin ve modernliğin buluştuğu noktadır. Sosyal buhranlar ve küresel gelişmelerin gölgesinde yazar ve şairler duygularını ve halklarının acılarını anlatmak için yeni bir dil ve üslup arayışındalardı.
- 650-658 (1252-1260) yıllarında kaleme alınan üç ciltlik bir eserdir. Moğollar, Hârezmşahlar ve Alamut’taki İsmailîler tarihini 655 yılına kadar ele almaktadır.
- “Câmiu’t-Tevârîh” ya da Reşîdî Tarihi veya Gazânî Tarihi; tarih, efsaneler, inançlar, Türk ile Moğol boylarının kültürünü, Hz. Âdem’den, Hz. Muhammed’e kadar olan peygamberlerin tarihini, farklı kavimlerin ve İran’ın Sâsânî İmparatorluğu’nun çöküşüne kadar olan tarihini konu alır.
- Sepid veya diğer adıyla “Serbest şiir” her ne kadar melodik olsa da aruz ölçüsü yoktur ve kafiyelerin yeri belirli değildir.
- Nimaî şiirde aruz ölçüsü vardır ancak kafiyelerin yeri belirli değildir.