Hangi edebî türler yapay zekâdan daha çok etkilenecek?

Bugünlerde cevaplamaya çalıştığımız en önemli sorulardan biri, yapay zekânın hayatımızın farklı alanlarında yapacağı etkilerin derinliği ve boyutlarıdır. Etkilenen alanların arasında belki de en hassas olanlardan biri edebiyattır. Edebiyatı çok seven ve bu alanda araştırmalar yapan biri olarak, “yapay zekâ edebiyat alanında ne tür olumlu veya olumsuz etkiler yaratacak? Hangi edebî türler daha çok etkilenecek?” sorularına mantıklı bir cevap bulmak son zamanlarda kafamı en çok meşgul eden konulardan biridir.

Bu soruları cevaplamak için sadece teknolojik, sosyolojik ve estetik boyutları göz önünde bulundurmanın yeterli olabileceğini sanmıyorum. Bu faktörlerle beraber edebiyat tarihi, toplumsal değişimler ve yazar–okur ilişkisi de incelenen faktörlere eklenmelidir diye düşünüyorum.

Genel olarak yapay zekâ edebiyat alanında iki farklı yönde etkisini gösterebilir:

  1. Üretim süreci: Yazarlık, çeviri, redaksiyon ve metin editörlüğü
  2. Tüketim/okuma süreci: öneri sistemleri, kişiselleştirme ve metin analizi

Fikrimce yazarların yapay zekâyı fikir üretmek, taslak oluşturmak ya da metin düzenlemek için kullanabilmesi olumlu etkilerden sayılabilir; çünkü bu etkinin sayesinde birçok yazarın “yazma tıkanıklığı” denilen o duvarı daha kolay yıkmalarına yardımcı olabilir.

Olumsuz olarak aklıma gelen etkiler, ikinci yönde yani “tüketim”dedir.  Zamanla öneri algoritmaları edebî zevkimizi şekillendirebilir ve bu durum da farklı tarzlarda okuma çeşitliliğimizi azaltabilir. Bununla beraber yapay zekâ, bir eserin özgünlük konusunda da “Gerçek yazar kim?” insan mı yoksa öğrenme sistemi mi? sorusunu ortaya atacağını düşünüyorum. Ayrıca; yapay zekâ bir öğrenme sistemidir ve ona verilen metinleri analiz ederek tür ve tarzları öğrenir. Bu nedenle yapay zekâ ile yazmak benzer eserlerin ortaya çıkmasına yol açabilir diye düşünüyorum ve bu olayın yaşanması da edebî değeri olumsuz yönde etkileyebilir.

İkinci soruya gelecek olursak; tüm edebî türlerin yapay zekâdan etkileneceğini düşünüyorum. Ancak bu konuya edebî bakış açısından bakarsak eğer bu etki bütün türlerde aynı derecede olmayacak. Fikrimce popüler edebiyat ve gazetecilik üslubuyla yazılan romantik, fantastik, polisiye, gerilim, macera ve bilim kurgu hikaye ve romanlar yapay zekâdan en çok etkilenen türler olacaktır; Çünkü yapay zekâ, olay örgüsünü, karakter tiplerini ve metindeki bekletme unsurlarını kolayca yeniden üretebilir. Hatta yeni karakterler, dünyalar ve hayalî haritalar yaratmak ve paralel evrenler tasarlamak yapay zekânın uzmanlık alanıdır diyebiliriz. Otobiyografiler ve yeniden kurgulanmış anı kitapları da yapay zekânın oyun alanıdır demek herhalde yanlış olmaz; çünkü yapay zekâ dağınık anıları düzenleyip onları edebî bir anlatıya dönüştürebilme yeteneğine sahiptir.

Edebî türler hakkında düşündüğüm zaman bana ilginç gelen nokta bilim kurgu türüdür. Bir zamanlar akıllı sistemler fikrini edebiyata taşıyan bu tür, bugün bu sistemler tarafından yeniden yaratılıp yazılıyor.

Yapay zekânın çok büyük bir dönüşüm yaratabileceği bir diğer alan ise etkileşimli edebiyat. Burada okur metnin yönünü belirleyebilir veya istediği yöne yönlendirebilir. “interactive fiction”, “NovelAI” veya “AI Dungeon” gibi metinler bu türün güncel örnekleri sayılır.

Ayrıca yapay zekâ çeviri, redaksiyon ve metin editörlüğü alanlarında da bir devrim yaratacak diye düşünüyorum. Gelecek yıllarda, yapay zekânın çevirdiği veya düzenlediği metinleri, insan eliyle yazılmış veya çevirilmiş metinlerden ayırt etmek, aralarında olan benzerlikten dolayı kolay olmayacağına inanıyorum. Ama bu devrim bile dilin tekdüzeleşmesi ile ilgili sorunları veya çeviride kültürel farklılıkların kaybolabilmesi konusunda olan endişelerimizi azaltmayacak.

Yapay zekâdan daha az etkilenecek türlere gelecek olursak; bence avangart edebiyat ve onunla beraber tamamen kişisel deneyimlere ve insanlara özgü bakış açılarına dayalı olan metinler, mesela şiirsel otobiyografiler ya da kendine has bir sese sahip olan eserler diğer türlere göre daha az etkileneceklerdir; çünkü bu türlerde yazmayı öğrenebilmesi için yapay zekânın veri tabanında yeterli veriler yoktur ve bu nedenle bu türleri taklit etmek onun için oldukça zordur.

Sonuç olarak “Yapay zekâ edebiyatın kurtarıcısı mı, yoksa düşmanı mı?” sorusuna net bir cevap vermek kolay olmayacak. Ama bence asıl önemli olan, bizim bu yeni olguya nasıl yaklaştığımızdır. Ona hayal gücümüzün yerini alması için alan mı açacağız, yoksa onun yardımıyla yeni anlatılar yaratmak için yeni ufuklar mı keşfedeceğiz?

Mahru Mortazavi
07/10/2025